Özgeçmiş

Kadriye Cesur 1968 yılında Bulgaristan’ın Mestanlı kasabasında doğdu. Ortaokulu Zagorsko (Sulumlu) köyünde tamamladı. Plovdiv Paisiy Hilendarski Üniversitesi’nin Okulöncesi Pedagoji ve Şumen Episkop Konstantin Preslavski Üniversitesi’nin Türk Dili ve Edebiyatı Bölümlerinden mezun oldu. 1989-90 yılındaki zorunlu göç sürecinde Türkiye’ye göç etti, Bursa’ya yerleşti. Yüksek Lisansını İstanbul Üniversitesi Rus Dili ve Edebiyatı Bölümünde tamamladı. Bir dönem Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Ortaöğretim kurumlarının farklı bölümlerinde uzman öğretmen olarak çalıştı.

Türkiye’de ilk özgün edebiyat çalışmaları Balkanlar’da Türk Kültürü, Öner Sanat – Bursa, Bursa TÖMER Dergisi, Tömer Çеviri Dergisi, Semender, Yeni Biçem, Düşlem, Varlık, Mozaik, Altamira, Adam Sanat, Eşik Cini, Yedi İklim, İnsancıl, Varlık, Eliz Edebiyat, Şiir Saati, Kül Öykü, Yasak Meyve vb. dergilerde yayımlandı. Türk edebiyatından Sait Faik Abasıyanık, Reşat Nuri Güntekin, Ayşe Kulin, Özcan Karabulut, Feridun Andaç ve daha birçok yazarın öykü ve romanlarını Bulgarcaya çevirdi. Bulgarca yayımlanan Türk şiiri antolojilerine çevirmen olarak imza attı (bazıları Hüseyin Mevsim ile birlikte). Ayrıca Özdemir İnce, Hilmi Yavuz, Gülseli İnal, Nihat Özdal, Hasan Erkek, Tozan Alkan, Enver Ercan, Haydar Ergülen ve başka şairlerin sesini Bulgar okuruyla buluşturdu. Halen Plovdiv’de iki dilli olarak (Türkçe ve Bulgarca) yayımlanan Nöbettepe Dergisinin genel yayın yönetmenliğini sürdüüryor. İstanbul ve Filibe arasında “gelip gidiyor.”

DAĞ ÇEŞMESİ

Bir dağ çeşmesine yazdılar dedemin adını
Ömrü gibi gürül gürül akıyor kurnaları

Kuş uçmaz, kervan geçmezdi nicedir bu dağdan
Yollara revan oldu göçü göze alanlar

Ateşten bir gömlekti yıllar yılı giydiği
Gitmek- kalmak arasında dirildi hep Rumeli

Kalmak değildi kalmalar, ne de gitmeler gidiş
Kalmak yüzünü yaktı, gitmek astarını gidenin

… Oysa duruluyor zaman, akarak sular gibi-
Canlandı köyleri Rumeli’nin, çağladı yine dereleri

Oralarda kaldı çocukluğumun sabah uykusu
Seherinde çiğdemin ve akça bardak kokusunun

Nereden başlamalı unutmaya bu kederi
Bir tuğra gibi kıvrılmışken
Boynuma hasret çiçekleri

… Bir dağ çeşmesine yazdılar dedemin adını
Ömrü gibi gürül gürül akıyor kurnaları


Kadriye CESUR – Bulgaria, Turkey

Born in 1968 in Mestanlı town of Bulgaria. Graduated from the Preschool Pedagogy Department of the Plovdiv Paisiy Hilendarski University and the Turkish Language and Literature Department of the Episcopal Konstantin Preslavski University of Shumen. During the forced migration process in the years of 1989-90, she migrated to Turkey and moved in Bursa. Completed her master’s degree studies at the Russian Language and Literature Department of Istanbul University. For some period, worked at various departments of the secondary school institutions attached to the Ministry of National Education as a specialist teacher. Translated the short stories and novels of many Turkish writers including Sait Faik Abasıyanık, Reşat Nuri Güntekin, Ayşe Kulin, Özcan Karabulut, Feridun Andaç, and others into Bulgarian. Put her signature on the many Turkish poetry anthologies published in Bulgarian language (some of them alongside with Hüseyin Mevsim). Currently keeps working as the editor-in-chief of Nöbettepe literary magazine published in Plovdiv bilingually (Turkish and Bulgarian). Commutes between Istanbul and Plovdiv.

A Mountain Fountain

My granddad’s name was inscribed on a mountain fountain
Its basin runs with a gurgling sound like his life

For long, this mountain seemed to be in the middle of nowhere
The ones who took a risk of migration, set off on a journey

What they put on used to be the shirt of nessus for years
Rumelia just returned to life between going and staying

All staying occasions were not real stay nor the goings
Staying burnt their face, and going placed their underskirt on fire

… Whereas time settles down, streaming like water –
Rumelia’s villages came alive, and its creeks gurgled again

The morning sleep of my childhood was left there
Of the fragrance of meadow saffron at dawn and snowdrops

Where should I start forgetting this grief
As having the longing flowers on my neck
Those flowers being curled like the sultan’s signature

… My granddad’s name was inscribed on a mountain fountain
Its basin runs with a gurgling sound like his life