New to site?


Login

Lost password? (X)

Already have an account?


Signup

(X)

[Zeynep Arkan]

11
Nis 2016

Zeynep Arkan

zeynep-erkan

1975 Sakarya doğumlu. Sakarya Üniversitesi Okul Öncesi Öğretmenliği mezunudur. İlk şiiri TaşınmakDergâh dergisinde yayımlandı. Daha sonra şiirleri, yazıları ve şiir eleştirileri Heves, Kökler, Kırknar, avant gardé, Karagöz, Hacı Şair, Mahalle Mektebi, Sompla Ka, Hece gibi dergilerde yayımlandı. Şiir kitapları: İkrar (2006, Ebabil yay.), Orada Merhamet Varmış (2015, Ebabil yay.)

 

ÇOK GÜZEL İLERLİYOR / Zeynep ARKAN

Çok güzel ilerliyordu kızın kitabı

Okur oturur oturduğu yerde, kitap ilerler çünkü

Bir fincanın altında, tercihen fincanın renginde

Görünmek için bekliyor, keyif verici maddeler listesinde yeri olmalı,

-yüzyılın şifresini kırıyor haz denen bu kelime-

Yazarın raflardaki son kitabı ve kızın kucağında

Birine ellerini uzatmak kadar bile

Yorulmuyor kız, çünkü çok güzel bir ilerleme var

Hızlı ve heyecanlı; kızın sevdiği ne varsa

Başparmağıyla mesajlar yazmak istedi yazara

“İlerleme konusunda kitabınız çok güzel,

Kitabınızı çok beğendim çünkü ilerliyor”

Dizlerine kadar kışa batmalar çok güzel

Kız otobüste bunu hissediyor, pencerenin buharı

Yan koltuktan gelen sigaraya banmış palto kokusu

Yüzünü cama döndürse de güzel ilerliyor kitabı

Camdan bakınca iki Suriyeli kadın, beş çocuk

Otobüse doğru ilerliyor içi sıkıldı

Her akşamüstü savaşın tanıkları sokağı dolduruyor

Eve kaçmanın daha hızlı bir yolu olmalı.

Eve varınca kahve için su ısıtacak

Çünkü kitap çok güzel ilerliyor

Yeni alınmış kırmızı çorapları yatağa bırakacak

Yatağın kütüphaneye en yakın köşesinden objektife bakacak

Camdaki orkideyi kadraja sığdırmalı

Kitabın ilerlemesini hiç kimse durduramaz

Çünkü aşk ve ihtiras beklediğinden çok fazla

Kitap ağlatıyor bir yandan, ama az

Kendine ait bir kahraman yaşıyor bu kitapta

Paralı ve yakışıklı, kızı da çok seviyor

Kıza mücevher alıyor, aşk hızla ilerliyor

Çılgın bir âşık, kitabı kapatınca buna inanıyor

Kızın acısız yüzünde kan kırmızısı bir heyecan

Erkek kızı öpecek, kitap çok güzel ilerliyor.

Kahvenin suyu kaynadı, fotoğraf için her şey hazır

Dünya, düşünmemek üzerine çok güzel ilerliyor.

EPEY / Zeynep Arkan

Gece çok uzun sürdü, dostlarımız gelmediler

Otlar uzayacak dediler, mevsimi hiç gelmedi

Bir yokuştan aşağı çoktan indi çıkanlar

Göç döngüsü bitirdi şimaldeki kavimler

Birden otlar boy verdi, mevsim nihayetteyken

Gelmedi dostlarımız, çok uzundu geceler

Ayaz vurdu, uzadı tüyler, şeffaf ve sert tırnaklar

Pusudaydık, paslı sudaydık, taze yemişlerin posasıydı her gece

Eşikteydi kulağımız, düşman her daim tetikte

Dostlarımız gelmediler

Çok yaklaşmıştı oysa, sabahın gelişine denk

Güneşin doğuşuyla dostların gelişini

Otların serinliği, o yumuşak tüylerin

Sert tırnakların ve saç diplerinin

Uzaması çok süren o karanlık gecenin

Sonunu getirecek bir gelişle gelerek

Hepimiz yanlış bir telaffuzdan utanır gibi

Dostların gelmediğini kendimizden sakladık

Gelmediler, beklemek boş bir sokağa dönüştü

Dokunulmamış eşyalar gibi tozumuzla örtündük

Çok erken gelselerdi yaşımız birden büyürdü

Gelmediler, gecikmenin sonu gelmedi yani

Gelecek demişlerdi, belki gelip de dönmüşlerdi

Artık çok zor olacak

Çürüyerek ufalmış her şeyi yenilemek

Hiç olmadığını bilmek, var sayılan bir şeyin

Gönlümüzü alacakken bir bulut gibi kaçıp

Bir kıymet biçemeden parçalanan o dünya

Her gün kurduğu sofrayı paylaşmadan kaldıran

Merhamete inancı artık aşktan saymayan

O güruh, o karanlık, o kalplerin kamburu

Dost değiller, bizim dostlarımız henüz gelmediler

Onlar öfkemizi beğenmez, aptalca inat ederler

Tırnaksız kalışımız her kavgada istenir

Terimizi akıtsak tadına bayılırlar

Gülüşümüz büyülüyken bir ölüm dayatırlar

Bir rakam değiliz biz, santigrat tanımlamaz

Beklemek, bir dostluk, mevsimsiz bir yeşillik

Biz bu kirli dünyaya göğü için katlandık

Dövüşe dövüşe vardığımız yer kimin yitik cenneti?

Taşınmak / Zeynep ARKAN

uzun koridorlar hayatı kısaltmanın en kestirme yolu
çocuk şarkıları, antidepresanlar, kalorifer isleri arasında
sesini kısmak için ince topuklu terliklerin
temkinli basışlarla gittikçe kamburlaşarak

 atılan adımların acemiliğidir taşınmak

katran karası komşu gözleri perde aralığında
merdiven boşluğunda tozlu parmakların iç içe geçtiği bir alkış sesi
bilirsin yalnızlığın tarifsiz yalnızlığı peşinde üç beş adam
hiç bakmadan çıkılan selamsız

 ilk merdiven basamağıdır taşınmak

koridorlaşan hayatımız loş ve uzun
ama ne kısa bir yol ölümden konuşmak bir koridorda
ayaküstü taşınmak, aşına aşına yürünmüş terliklerle ivedi
elleri karıncalanmış bir dünden kalan yorgunluğun tadıyla
hep aynı kanepeden hep aynı yöne dönüp çukurlaşarak
oturmayı istemektir taşınmak

 yersizlik senin yazgın ey insan
okunamaz bir tarih, kayıtlı sürgün kuşağı
kutsanmış mahremiyetin evinde senin
ne bir oh sesi, ne bir kuş cıvıltısı gelir kulağına
düşünmeden delik koliler taşırken insanın delilik tarihini
delirebilen varlık olarak insan zihnimizde sorularla çoğalır
nesnel ve eşzamanlı sorular ve koliler de elbet delinir
her şey ansızın olur, sorular cevapsız kalır

insan taşınırken alın yazısını da elbet yanına alır.

 

Etiketler:

    Benzer Yazılar
    Yorum yap

    Yorum yap