New to site?


Login

Lost password? (X)

Already have an account?


Signup

(X)

[Yağız Gönüller]

11
Nis 2016

Yağız Gönüller

 

yagiz-gonuller

1986 İstanbul doğumlu. Bazı dergilerde ve internet sayfalarında; şiirleriyle birlikte müzik, tarih, şehir, mimari üzerine düşünce yazıları yayımlanıyor. Mart 2014’te çıkan Kırılınca Klarnet adlı ilk şiir kitabı Şubat 2015’de ikinci baskısını yaptı. Evli, bir oğlu var. İnternet yayıncılığı ve metin yazarlığı ile geçimini sağlıyor.

 

BİR ZAMANLAR BU ÜLKEDE
YAĞIZ GÖNÜLER

Ömer Asaf’a

İki ayağımın üstünde iki ayak, bir sağa bir sola
Dillerden düşmüş ilahileri ezberledim
Hakkıyla söyledim, Hûûû Hûûû Hûûû Hû
Oğlum bir zamanlar bu ülkede çok büyük adamlar vardı
Onları da seni yaratan aldı, bir bildiği vardı

Sana koca bir kitaplık, koca bir ana, koca bir omuz
Sana koca bir Türkiye, yeni değil
Hazırladıklarım arasında
Her sıçradığında Bismillah, Bismillah, Bismillah
Her hapşurduğunda Elhamdülillah
Sana lâzım olan işte bunlar
Geriye kalan hep yalanlar
Hani demiştim ya büyük adamlar
Ben de yetişemedim onlara oğlum
Yetişebildiklerime kulak verdim
Bir sözün altını çizdim, hayatımı değiştirdim:
“Allah’tan başka her şey puttur.”

Put nedir?
Put patronlardır oğlum, işçiyi madene gömenlerdir
İki ekmek için gittiği işinden aniden kovulmuş
Tüm babaların uykusunu biriktiren ben
Sen uyu diye görünmez yataklar aldım
Her birine nice görünmez bebeler yatırdım
Rüyalarımda yetimlere sofralar açtım
Gönlümün odalarından güncel haberleri çıkardım
Çünkü sen doğarken de çocuklar bırakılıyordu ölüme
Avlu yoktu bırakılacak, WC yazıyordu kapılarda
WC nedir?
Gökdelendir, plazadır, kul hakkıdır, kabir azabıdır oğlum

Nasreddin Hoca Santa Claus’u döver oğlum
Çam ağaçları ormanda güzeldir, hediyeleşmek her zaman sünnettir
Kafan karışmasın yılbaşı yaklaşınca
Her yıl yeni bir kefen oğlum, aklından çıkarma

Büyüdükçe dünyadan tiksineceksin
Sakın şaşırma

ÖNCE ÖLÜR BABALAR
Yağız Gönüler

Hayat müşterek değildir, müsriftir
Önce erkekleri harcar hayat
Kombiler, benzinler ve ekstreler yoluyla
Patronların evdeki üç çocuğu umursamazlığıyla
Bir işçinin yerin en az beş kilometre altında
Feci şekilde can vermesiyle ilgilenmeyen işletmecileriyle, sigortasız
Çılgın ev partilerinin, lohusaların ve evde kalmışların ıstırabıyla
Oklar ve mızraklar hayat babaları
Köylere, toplantı masalarına, dağlara

Önce ölür babalar
Çünkü yalnız çeneleri vardır
Koynuna cüzdanlarını alan kadınların
Memleketini bir kez görmek isteyen memura
Son isteği kızının yanağını sevmek olana
Ne Babalar Günü ne de eski bir dostun selamı çâre olamaz
Delik çoraplara, ütülenmemiş birkaç fanilaya sorun
Kılıçlar ve atlar hayat babaları
Evlere, otel odalarına, uzaklara

Önce ölür babalar
Ceplerinde son çiğnenen sakızdan bir fal kâğıdı
Belki de şeyhine götürdüğü bir rüyası
Korkunç bir yankı bulmaca sayfalarında
Soldan sağa, yukarıdan aşağıya, hep baba
Dünyaya gelmesin babaları mutsuz olan çocuklar
Ya da akciğer kanserinden ölmesin bir sigaralık ferahlığı olanlar
Sıkar ve tütünler hayat babaları
Camilere, mezarlara, gözyaşlarına

Önce ölür babalar
Peşlerinden aynı efkârlı türküler tüter
Ceplerinde kadim boşluklar

Önce ölür babalar
Bazısından geriye bedduaları

SONDAN BİR ÖNCE
Yağız Gönüler

“Gönül nedir bilene gönül veresim gelir
Gönülden bilmeyene hissiz diyesim gelir.”
– Sadettin Kaynak, Nihâvend

Ayaklarımda son abdestimden kalan
Hem yumuşak hem hesaplı peçete parçaları
Beni sonsuz bir mesaiye uğurluyor Allah’ım
Keşke bıraksalar öyle bir kılacağım ki
Hızıma ram’ler yetmeyecek tesbihte ve tespitte
Akıllara durgunluk verecek gönül erliğim
Büyük konuşuyorsam bil ki sendendir, kabul et
Sondan bir önce

Aşırı yük yazıyor asansörde ben binince
Kiracı olduğumu anlamış gibi yazıyor
Hep aynı şeyleri diyormuşum gibi yazıyor
Utancımdan görünmez olsam keşke, kendime çok iyi baksam
Bunlar nasıl laflar değil mi Allah’ım
Sen her şeyi görürken ve her şeye bakarken
Sana inanmayana bile ekmek verirken
Sondan bir önce

Gerekirse susarım nasılsa bilirsin sen ne diyeceğimi
Her şeyin en doğrusunu ve en güzelini bildiğin gibi
Ne kadar zor Allah’ım senin işin de
Oysa biz hiçbir şeyi bilmesek bile
Yalnız seni bilsek yetecek, bilmiyoruz
Yardım et, iki avuç dolusu duam var
Her ikisi de sana, kabul et
Sondan bir önce

Hiçbir alanda önemli bir yerim yok
Sadece iki metrekare, tespih ve takke
Beyaz yakalılar bunların hiçbirini bilmiyor Allah’ım
Özellikle de insan kaynakları ve muhasebe
Hâlbuki hepimiz çalışıyoruz aynı gökdelende
Türlü türlü mallara başlık yazıp satıyoruz, sen öyle yazdın diye
Onlar konuşsun hep, yalnız sen affet
Sondan bir önce

Bir marka olmadan bin dokuz yüz seksen altıdan beri
Tüm tüketicilerime artık beni tükettiniz be
Demek istiyorum Allah’ım yüksek müsaadenle
Sabah asık suratlı, öğlen çekilmez, akşam sıkılgan
Beni sen böyle yaratmadın biliyorum
Beni ben bu hâle getirdim biliyorum
Bana akıl ve fikir ver, yolumu göster
Sondan bir önce

Çok acayip şeyler oluyor bir kıtayla anlatayım
Yazarlar beni fan sayfalarına çağırıyorlar
Geçen gün Orhan Veli beni takip etti mesela
Ölen insanlar yakamıza yapışıyorlar Allah’ım
Öyle çürük, öyle yosma, öyle karışık insanlar
Haramları önlerinde helalleri artlarında
Beni koru, beni gözet, beni kolla
Sondan bir önce

Her şeye rağmen güzel şeyler de oluyor anlatayım
Rüya görmeye başladım mesela ve yazmaya da
Seni daha fazla anar oldum ve daha fazla düşünür
Hesap kesim tarihinden evvel seni daha çok
Daha çok daha çok aramak istiyorum Allah’ım
Böylece kendimi bulur yeni şiirler yazarım
Kulun olayım, kölen olayım
Sondan bir önce

Diyeceklerim bunlardan ibaret
Diyemediklerim bunlardan çok başka
Onları da sen yaz kaderime haddimi aşmayayım Allah’ım
Ama bil ki her şey senden, sana ve senin için
Onun için Türkiye şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketidir
Bu asırlarca senin çok hoşuna gitmiştir, eminim
Daha da emin kalayım, mümin kalayım
Sondan bir önce

Etiketler:

    Benzer Yazılar
    Yorum yap

    Yorum yap