Türkiye
Mürsel Sönmez
Türkiye
Şair, yazar, editör. Ordu Mesudiye’de doğdu. İlk şiiri Milliyet Sanat Dergisinde yayımlandı. Şiir üretimini Mavera, Yönelişer, Hece, Kardelen, Düş Çınarı ve son olarak da yayın yönetmeni olduğu Bir Nokta dergilerinde sürdürdü. Bir süre bir gazetede köşe yazıları yazdı. Cüzler, Göz Aydınlığı, Epitaf, Tütün Küfesi, Güvercin Ağacı - Sare’ye Şiirler-, Külçe, Mansur Ahengi ve son olarak Üzüm Meseli adlı şiir kitapları yayımlandı. Dar Vakit Günleri, Su Terazisi, Ticaret ve Hayat adlı deneme kitapları ve “Akaryazı” diye adlandırdığı bir başka nesir kitabı olan Yüzakı yazarın düzyazı eserleri.  Şu anda, on altı yıldır arkadaşlarıyla birlikte hazırladığı Bir Dokta dergisinin yayın danışmanı
ON BEŞ TEMMUZ DESTANI

 

İhanetin ülkeyi yangına verdiği bir geceydi ayağa kalktık

Akarsuyduk, boğduk zehirli bir yılanı inançtan pençelerle

 

Akşam henüz girmişken pencereden serin rüzgârıyla

Soframızı deviren bir fırtına patladı üzerimizde

Şaşkın, endişeli ve tedirgin ve aynı zamanda mütevekkil soruyorduk:

Neydi, ne oluyordu, kimdi hayatımıza giren karanlık?

 

Temmuz’du aylardan, sıcaktı Cuma, bir kâbus gölgesi düşmüştü

Akşam kızıllığının düştüğü camlara ve bir engerek yılanı tıslamasıyla

Çınlamaya başladı ekranlar, sokaklar, haber kanalları

Eşkıya şehre iniyor, yerküre zorbaları ülkeye çöküyordu

Korku tüm ordularıyla keserken sokak başlarını

Cesaret kılıcını bilemeye başlamıştı bile

Temmuz’du aylardan, sıcaktı Cuma

Şehir şehir tüm memleket

Fert fert, fevç  fevç, adım adım haini çatalında boğan

Ve yüreğinden yeniden doğan Zülfikâr’a dönüşmüştü

 

Kadın erkek, genç yaşlı, ak sakal yok sakal, yer altındakiler yer üstündekiler cümleten

İsrâfil sûruyla gündelik uykulardan uyanmışlardı

Bedir uyanmış, Malazgirt uyanmış, Çanakkale uyanmış

Gelmiş dayanmıştı

İnsan düşmanı, doğa düşmanı, kutsal düşmanı evrensel yılanın ateş kusan

Zulüm kusan, kan kusan çelikten duvarına

Kan bahası, can bahası döküldüler alanlara yüce gönül açık alınlılar

Garibanlar, yoksullar, bıçkın bitirimler, dervişler, mollalar ve cümle evlâdı vatan

Çeliği çelikten kollarıyla büktüler, ölümü şehitlik arzularıyla yendiler

Ve bir gece gündüze böyle evrildi

Ve bir zulüm salvosu daha devrildi

 

“İnsanlarım, ah benim insanlarım”

Ne güzel öpüyorsunuz

Direnişi yüreğinden

Ve ne güzel vuruyorsunuz

Zorbayı alnından

 

Zamanı kanatan namluları bir ağızdan tekbirlerle susturduk

O gece can pazarında, can verip canan için nöbet tuttuk