Türkiye
Mevlüt Ceylan
Türkiye
Ankara’da dünyaya geldi. 1979 yılından bu yana kendi kararıyla Londra’da bir sürgün hayatı yaşamaktadır. Kendi şiirlerinden oluşan üç Türkçe şiir kitabı ile diğer şairler yanında Cahit Zarifoglu, Arif Ay, Nuri Pakdil, Erdem Bayazit ve Asaf Halet Çelebi’nin eserlerini Core Yayınları Chapbooks dizisi içinde yayınlamıştır. Çevirileri yapılmış Türk şiirlerinin iki antolojisini de hazırlamıştır. Londra’da Feyyaz Fergar ile birlikte Core adlı uluslararası bir edebiyat dergisinin kuruculuğunu yapmıştır. James Joyce’un Oda Müziği, RD Laing’in Çocuklarla Konuşmalar adlı eserlerinden seçmeleri Türkçeye çevirmiştir. Mevlüt Ceylan’ın ayrıca diğer pek çok şair yanında Mahmud Derviş, Faiz Ahmed Faiz, Marvin X, Imamu Amiri Baraka, Kobi Nazrul Islam gibi isimlerin şiirlerinden yaptığı çeviriler, Türk edebiyat dergilerinde yayınlanmıştır.

Ayrılık Divanı’ndan

I

bıçaklar çekilmiş durumda

gözden düştüğümden beri

sözcükler

kıvrılıyor

geliyor tahttan

yılanlar gibi

göğsümde

oturuyor şimdi

hala cesur şövalyeyim ben

şeref katarım kraliyet ailesine

dikenli telle çevrilmiş bir odada

susturulmuş bir durumda

bağrıma basıyorum yarınlarımı

III

 düşüncelerdeki yalnızlık

 kenar bir mahallede

 soruların peşinde

güneş açıyor

kapısını

göklere

dokunamam ben

gökyüzüne

onu görürüm ama

kovalayamam ben

uçakları

onları görürüm ama

sürgündeki

kuşları

dinleyemem ben

V

bir Aralık ayı sabahında

bir dizi hakaret duydum ben

duvarın üstünde oturan yeniyetmelerden

‘hey, kahrolası yabancı’

çok iyi bilmediğim bir dilde

bağırıyorlardı

‘kan’ ve ‘yabancı’ bilinirken

her ikisinin birleşmesi

anlamlı değildi

bağırdılar ‘memleketine dön’ diye

biliyordum ‘gitme’yi ve ‘ev’i

aklıma gelen biraz önce çıktığım evdi

şaşırmışken nereye gideceğimi

delikanlılar indiler duvardan

onlar tek parça halindeydi

benimse her tarafım kıpkırmızı kesilmişti

II

düş içinde düş

etkili bir anlatımla

bir masada paylaşılan

bir düş içinde idare edilecek

çok sayıda konuşan kişi

araştırıyor ve gülüyor

adam ayağa kalkıyor, kendinden emin

yumruğuyla daire çiziyor havada

“babam düşüme girdi”

bütün düşler benim, benim yalnızca

bir düşüm ben

söylemiştim size

benim düşüm babamdır diye