Macaristan
Krisztina Tóth
Macaristan
Şair, yazar, çevirmen ve vitray sanatçısı. Çok sayıda ödüle layık görüldü. Bu ödüller arasında Graves Ödülü (1996), Déry Tibor Ödülü (1996) ve József Attila Ödülü (2000) de bulunuyor. Şiirleri ve düzyazıları pek çok dile çevrildi. 2006 yılında ilk öyküleri yayımlandıktan sonra, Orta Avrupa’nın en iyi çağdaş yazarları arasında yerini aldı. Krisztina Tóth Budapeşte’de yaşamakta, yazma ve çeviri işleri yanında, vitray tasarımı ve üretimi yapmakta. Yakın geçmişte kendisine, Macar edebiyatında verilen en yüksek takdir ödülü olan Laureate Ödülü verildi.
 

KARLAR YILI

  I Çocukluğumu evin içindeki saklandığım çadırları anımsayarak canlandırıyorum gözümde. Perdeli eski usul fotoğraf makinesi ya da masa örtüsünden sığınaklar, ışıkla ve gizli şeylerle kaybolup gitti. Bu, benim senin gülüşünü, dişlerini, ağzını düzeltme şeklim midir acaba. O yılın yankı odasını açarsak kulaklar sağırlaşır. Günün sona erişinde kör bulutların karının fisildayan giysiler yılıydı o yıl. Kısa bir noelde gözler kapalı ve karların eridiği bir yıldı o yıl. Ruhumun varlığını koymuştum, oradan asla yükselmeyeceğini bilerek. Mor yatak örtüsünün, rengarenk camların ve onun sarı lekeli ışığının yılıydı o yıl Karanlığın gitgide küçülttüğünü izleyen kişi için bir güneşin parlaması gibi. Beni dinlemeni istedim ölmeni ve gitmeni istediğimde. Boruların hırıltısıydı, duvar kağıtlarının yüzü ve ışıkların yatağı. Saçla birlikte su şebekesinin uzun boğazları tıkanmıştı. Merdiven boşluğunda, duşta ve asansörde çıplaktın. Bu geniş tasarımlı evde düğmesi kapanmamış telaşın gözyaşlarının yılıydı o yıl. Bilmediğimi düşünüyordum belki biliyordum ama inanmıyordum bildiğime. O yıl, ayak basılmamış yolların karlarının bir yılından başka bir şey değildi.   II Bir ergen gibi, karın sonsuz öğleden sonrasında daireler çizerdim ben. Sessizlikler, gün batımının uyuyan mobilyası. Karın çekilmesindeki kırılma hatları, onun geceryarısının mavisi. Ayın bedenin karanlığındaki aydınlığı ışıldak yüzüyle yayması. Bu, acı ve işe yaramaz meyvelerin tekrar gelmesi bollaşması şeklinde bir şey mi. Bu yalnızca ruhun kendisiyle hiç bitmeyen konuşmasıdır demiştin. Her aşk konuşmanın bir düşüdür,  orada ses yoktur. Aşkın dilinin sözcüklerini tekrar ettiğinde, o ölmüş demektir. Bu uzun zaman önce oldu, işin tamamı merdivenlerin geometrisidir. Rüzgar makinesi garip bir bahçenin ağıt yakan ağaçları arasında çalışıyor. Eğilmiş ve dikilmiş bir beden boş hava oyun alanlarında heyecanlandırılmış durumda. Açıktaki tekerlerde duruyor ve kimse görmüyor o tekerleri. Zaman bizden ne istedi, ah, hangi yıldı o. Kirpiklerin üstündeki uzun buzlar suskun. İnanmadığım cevabını verdim ve bilmiyorum şimdi. O yıl, ayak basılmamış yolların karlarının bir yılından başka bir şey değildi.   III Sessizlikte karanlıkta, uzun zamandır oturdum bekledim uyudum. Kar altındaymış, karda eve çığ düşmüş gibi yaşadım. Uzaklardaki lambaların odaları, uzaklardaki yüzler ateşlendirdi beni Ben değiliğim diyeceğim her şey evim, onların yankısının düşlerinin bir bardağı. Herkes için buz kütlesinin oluşturduğu perdedeki yansımasında olanaklı. Pencereler ışık saçıyor, hareket ediyor ve akıyor duvarlarla  ve odalarda. Parkın öbür tarafında eriyen toprak, yağmurun her rengine sıvanmış durumda. Karanlık banklara ve çöp tenekesine, yola ve kum yatağı ile çatıya yerleşiyor. Burada yaşamaya başlayalı acaba kaç yıl boyunca her pencereden bunu gördüm ben. Bulutlu donmuş gösterişsiz gökyüzünde her şey net her yer dolmuş kargalarla. Çocukluktaki kaplumbağa-güvercin cıvıldaşması ve daha önce olduğu gibi güneş batımının gelişi. Balkonun sis düdüğünü buradan nasıl duyabilirim bilmiyorum. Zamanın esip geçtiği yerde kışın geçişi ne zaman başlar. Bir sevgilinin yüzünün bir arkadaş yüzünün kış ayının güçlenip zayıflaması. İçine giren karı tanımayan başlangıçtan önce başka bir şey vardı. O yıl, ayak basılmamış yolların karlarının bir yılından başka bir şey değildi.     Türkçeye Çeviren: Mesut Şenol