Türkiye
Hayriye Ünal
Türkiye
Şair, yazar ve eleştirmen. 1997’de ODTÜ Matematik Bölümünden mezun oldu. Hece dergisinin yayın kurulundadır. Yazı hayatına 1997’de Hece dergisinde İngilizceden çeviriler yaparak başladı. 1997’den beri şiirlerini edebiyat dergilerinde yayımlamayı sürdürüyor. Hayriye Ünal, şiir ve eleştiri yazmanın yanı sıra poetik görüşlerini “çoksesli şiir poetikası” teması altında kitaplaştırdı. 2010’da Gerekli Açıklama adlı şiir kitabı TYB tarafından Yılın Şiir Kitabı seçildi. 2016’da Başkasının Sınırlarında Şair ESKADER tarafından eleştiri ödülüne, TYB tarafından edebî tenkit dalında ödüle layık görüldü. 5 şiir, 2 inceleme ve 1 eleştiri kitabı yayımlandı.  
GEREKLİ AÇIKLAMA

 

Buradayım her zaman

denize nâzır evler gibi

Hep tedirgin

külden burçlu kaleler gibi

Elbette konuştum bazen çığlıklarla

bazen fısıltılarla

Bazen söz sağanaklarından

kollayarak kendimi

O ise elinde çiçeklerle

beklemiyor beni

Usul usul gül yaprakları dökülür gibi

inmiyor balyoz gibi iniyor

Bir barış antlaşması

yapmıyor benimle

Bir taarruza

hilâl biçimli bir taktiğe benziyor gelişi

 

Hâlâ buradayım

o gelişe nazîre yaparak

Cepheden kaçan

zavallı askerlere vuruyorum diviti

 

Buradayım

suskun ve vazgeçmiş

Kapalı ve artık

pürtelâş sözlerim

Sessizliğim henüz acemi

sözlerimde açıkça güceniklik var

Şen olmasa bile

tutulmuş düzenlere saygılar

Tutulmuş tüm koltuklar

kapılar zorlanmış kırılmış kollar

 

Ancak bir çılgın sever beni

renkleri kavlamış metamorfik figürlerimi

Ancak bir çılgın değerlendirebilir

sonsuz şiir uçlarıyla donanmış

Aynı anda birden çok olabilenler

yaşamın gerçek efendileri

Onlar için sözler sona ermiştir

Su için dövüşenler

Kardeş toprağını telle çevirenler

………………………………..

Kimse duymaz da

gece soğukta yabanıl sesini

Kulaktan kulağa yayılır

kente girişi

Bakın!

der çocuklar çıkmış çivisi

 

Sana sessiz

nedimeler yolladı

İşaret fişekleri attı

yaz geceleri

Seni bin türlü kutsadı da

mühür kırılınca

Çekti kılıcını

hışımla

 

Kim ki çeker kılıcını

kendi gelin gider kılıca

Neden daralsın yüreğim

bir boyun kendi uzandıysa

Neden dağlansın benim de boynum

koynumda dağlananla

Ah evet nasiple dostluk da

ekmek de sıcak yatak da

Ve nasiple kımıldar kuş

yürür karınca

Övündüğüm koca çınar

gölgesinden sakınırsa

Rüzgardan yakınıp

yormadan yorulmuşsa

Terlemeden alnı bükülmeden bileği

sırtı vurulmadan yere

İşte! diye haykırsa

yaklaşıyor bir hızar gürültüsü hızla

Ahşabım sevmez

keskin çelikle bir çarpışma

Çelik kendi zikrini yapar

çarpışınca

Hiç ondan yorgan yapıp

örtünebilir misin

Ondan kuştüyü yastıklar yapıp

gömebilir misin yorgun başını

Onu ancak inceltirsin

inceldikçe seversin

Doğasına yaklaşırsın

sühûlet ve sevapla

 

Haydi yaklaş eski koku

anısıyla ikiye bölünmelerin

Hınçla bileylendin

haydi dişle et ve kemik değilim

Gör gücünü

Davudi harında yoğur demirim

Beni kurtar

beni kendinden bu defa koru

Kırk saatin varsa bu şehirde

kırk kefaret ödenmiştir bilinsin

Elde çizgisin

içte ukde

duvarda çatlak

Kırk saatin varsa

elinden olsun kırk ölümüm de!